Bir evin kapısını açmakla o evde huzur bulmak aynı şey değildir. İnsan bazen dışarıdaki yorgunluğunu geride bırakmak için eve gelir; içeride daha ağır bir hesaplaşmayla karşılaşır. Aynı sofraya oturan, aynı odaları paylaşan insanlar birbirlerinin yanında dinlenemiyorsa, aile hayatını ayakta tutan bazı bağları yeniden düşünmek gerekir.

Risale-i Nur’da aileyi ele alan dikkat çekici pasajlardan biri, bir evlilik rehberi içinde değil, haşir inancının insan hayatına etkilerinin anlatıldığı Dokuzuncu Şuâ’da yer alır. Bu yerleşim anlamlıdır: Aile ilişkileri yalnız günlük uyum meselesi olarak değil, insanın beraberliğe verdiği anlam bakımından ele alınır.[1]

Beraberliğin anlamı

Bir ilişkiyi yalnız bugünün rahatlığı, gençlik, sağlık veya karşılıklı fayda üzerinden düşündüğümüzde, bunların değişmesi ilişkinin değerini de tartışmalı hâle getirebilir. Oysa yıllar içinde bedeni, imkânları ve ihtiyaçları değişen insan aynı insandır. Geçmişte paylaşılan hayatı yalnız bugünkü performansla ölçmek, beraberliğin hafızasını daraltır.

Dokuzuncu Şuâ’daki pasaj, eşlerin birbirine bakışına ahiret ufkunu dahil eder. Beraberliğin dünya hayatından daha geniş bir anlam taşıdığı düşüncesi, vefanın ve fedakârlığın dayanağı olarak sunulur. Bu bakışta eş, bir süre ihtiyacı karşılayan ve şartlar değişince değeri azalan kişi olarak görülmez.[1]

Bu düşüncenin günlük hayattaki karşılığını kendi davranışlarımız üzerinden arayabiliriz: Hastalandığında eşime ayırdığım sabır, yorulduğunda kullandığım ses tonu, emeği görünmediğinde gösterdiğim dikkat nasıl değişiyor? Birlikte yaşamanın değeri en çok rahat zamanlarda değil, karşılık vermenin zorlaştığı anlarda sınanır.

Hürmet ve merhameti davranışa çevirmek

Pasajda aile huzurunun dayanakları arasında hürmet, merhamet, samimiyet ve fedakârlık öne çıkar. Bu kavramları yalnız övgü sözcükleri olarak kullanmak kolaydır. Asıl güçlük, her birinin somut bir davranışa dönüşmesidir.[1]

Bu yazının uygulama önerisi olarak hürmeti şöyle sınayabiliriz: Eşimin sözünü tamamlamasına izin veriyor muyum? Yanlış bulduğum düşüncesini eleştirirken kişiliğini aşağılıyor muyum? Aile içinde veya başkalarının yanında onu küçük düşürmekten sakınıyor muyum?

Merhamet için de benzer sorular sorulabilir. Eşimin yorulmasını tembellik diye açıklamadan önce içinde bulunduğu şartları anlamaya çalışıyor muyum? Bir işi yapamadığında bütün karakteri hakkında hüküm mü veriyorum, yoksa o işin nasıl paylaşılacağını mı konuşuyorum?

Buradaki örnekler asıl metinden alıntı değildir. Kavramları gündelik hayat içinde düşünmeye yardımcı olan editoryal açıklamalardır. Bir eşin diğerine sürekli hürmet borçlu, diğerinin ise hürmetten bağımsız olduğu sonucu bu kısa pasajın açık lafzıymış gibi ileri sürülmemelidir.

Ayetlerle birlikte düşünmek

Rûm sûresinin 21. ayeti, eşler arasındaki yakınlığı huzur, sevgi ve merhamet üzerinden düşündürür. Nisâ sûresinin 19. ayeti ise eşlerle iyi geçinme sorumluluğunu hatırlatır. Bu iki ayeti birlikte okumak, aile huzurunu yalnız hissedilen sevgiye bırakmadan davranış ve sorumluluk boyutuyla değerlendirmeye imkân verir.[2][3]

Bu, her anlaşmazlığın tek bir güzel sözle çözüleceği anlamına gelmez. Sözün arkasında tekrar eden davranış, adaletli iş bölümü ve verilen sözün tutulması bulunmalıdır. Her tartışmada aynı incitici davranışı sürdüren bir kişinin yalnız iyi niyetini anlatması, karşısındaki insana güven vermeyebilir.

Nisâ sûresinin 35. ayeti de ciddi anlaşmazlığın dışarıdan değerlendirilmesini ve uzlaşma arayışını gündeme getirir. Dolayısıyla yardım istemek, ailenin değerini inkâr etmek olarak görülmemelidir.[4]

Kusuru görmek ve sorumluluk almak

Eşinin bir davranışından rahatsız olmak, tek başına sevgisizliğin kanıtı değildir. Bazen gerçekten düzeltilmesi gereken bir ihmal veya hak ihlali vardır. “Seviyorsan kusur görmezsin” sözü, insanın yaşadığı zararı dile getirmesini engelleyen bir kurala dönüştürülemez.

Öte yandan her kusuru kişinin bütün varlığına yaymak da ilişkiyi aşındırır. “Bu konuda sorumluluğunu yerine getirmedin” demekle “Sen zaten hiçbir zaman iyi bir insan olmadın” demek aynı değildir. İlki konuşulabilecek bir meseleyi gösterir; ikincisi karşıdaki kişiyi bütünüyle mahkûm eder.

Vefa, birlikte geçirilen yılları hesaba katabilmektir; zarar veren davranışı yok saymak değildir. Merhamet, insanın hatasından dönmesine alan açabilir; fakat şiddeti, tehdidi veya sürekli hak ihlalini sabır adı altında olağanlaştıramaz. Bu sınır, yazının aile ilişkilerini ele alışındaki editoryal ilkedir.

Küçük bir başlangıç

Aile hayatı üzerine okunan bir metnin etkisini anlamak için büyük sözlerden önce küçük bir davranış seçilebilir. Bugün yarım bıraktığım bir konuşmayı tamamlamak, üstlendiğim bir işi hatırlatılmadan yapmak veya incitici bir sözüm için açıkça özür dilemek böyle bir başlangıç olabilir.

Evi sığınak yapan, hiç sorun çıkmaması değildir. İnsanların sorunlarını dile getirebildiği, haklarının gözetildiği ve birbirlerinin yükünü taşıma iradesi bulabildiği bir beraberliktir. Ahiret şuuru üzerine düşünmek de bu dünyadaki sorumluluğu ertelemeden, eşimize bugün nasıl davrandığımızı yeniden tartmaya çağırabilir.

Kaynaklar ve okuma bağlantıları

  1. Bediüzzaman Said Nursî, Şuâlar, Dokuzuncu Şuâ, Birinci Nokta, Dördüncü Delil. Pasajın başlangıcı · Devamı. Sayfa numaraları bağlantı verilen baskıya aittir.
  2. Rûm 30:21 — Diyanet Kur’an Platformu.
  3. Nisâ 4:19 — Diyanet Kur’an Platformu.
  4. Nisâ 4:35 — Diyanet Kur’an Platformu.

İlgili ders: Ders kaydını aç →
Bu yazı, birincil metinler etrafında hazırlanmış editoryal bir incelemedir. Ayet bağlantıları konu ilişkisini gösterir; Risale pasajının bu üç ayeti doğrudan alıntıladığı anlamına gelmez.